14 Ağustos 2013 Çarşamba
14.08
sana her baktığında gözlerinin içi gülen insan nasıl defalarca aynı şeyi yaşatır? her fırsatta sana ihtiyacı olduğunu hissettiren adam nasıl bir anda arkasını dönüp senin gitmeni bekleyebilir? bir insan nasıl yıllardır kendinden emin olamaz? bunca yaşanmışlığa, kopamamışlığa rağmen nasıl olur da her şeyi hiçe sayıp hata olarak bile görmediği hataları yapabilir? öperken kendinden geçtiğin kollarında annende babanda bulduğun huzuru bulduğun adam, nasıl bu kadar bekletip avcunu yalatabilir sana? ya nasıl özlem bu, hangi özlem? nasıl yalan bu, nasıl inanmışlık, nasıl yara bu Allahım? ne zaman geçer, daha ne kadar kaşınır? kaç gece, kaç kitap, kaç sayfa lazım? peki sen nasıl buna tekrar ve tekrar izin verdin? nasıl ağladın o kadar gece? neden bunu kendine yaşattın? dur diyebilirdin, demedin neden? güvenmedin ama dinledin, inanmadın ama duydun neden ya? kulak tıkanmaz mıydı, affetmek için çok geç denmez miydi? işte tüm bunlara cevap bulduğum gün her şey daha huzurlu olucak. belki zaman lazım, belki çok fazla zaman lazım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
bin sene geçse bile yine aynısını yapardın, yapardık onca şeyi pişman olmamak için beynimizi kemiren o 'ne dicekti acaba? umrumda da değil aslında. ama keşke bi dinleseydim. ne kaybederdim ki. belki herşey.. belki de... ' diyen kafa sesini duymamak için dinledin bu yüzden mantıkla değil kalbinle hareket ettin. yüzleşmekten kaçmayıp acı çektin. belki şimdi de yaptığına pişmansın. ama ben hep şöyle düşünürüm. iki şekilde de pişman olacaksam belirsizliklerden uzak bir şekilde pişman olmak en iyisi. çünkü belirsizlik adamı delirtir. huzursuz eder. mutlu olduğumu sandığım her an pişmanlığın gelip kafayı karıştıracağına ve kalbi huzursuz edeceğine inanıyorum.o yüzden yüzleşmek en iyisi. yüzleşince haddinden fazla canımız yanıyor belki ama sonunun tatlı olacağına yürekten inanıyorum.. :)
YanıtlaSil